Yasin Yüregir

Tecavüze uğrayan bir Kadın

12.04.2019
58

Üniversite Yıllarında Tecavüze uğrayan bir Kadın

Denizli ne güzel yer nehirlerle dolu her yer… Selma seslendi ablasına sevinçten gözyaşları yaşarmış bir edayla koşarak çıktı dışarıya karşılaştılar o anda döört yüz yirrmii puan almışsın abla diyerek sarıldı boynuna boğazına.

Birlikte tekrar tekrar baktılar baktıkça kucaklaştılar. Esra artık üniversiteli olacaktı bir beş dakika donakaldı oturduğu koltuğun üzerinde elleri önünde birbirine sıkıca kenetlenmiş bir halde.

Selma anladı ablası esranın yüreğine hüzün dalgaları çarpmaktaydı doğuştan kör bir babanın, yarı kör ve topal bir ananın kızı geleceği için yuvadan ayrılacaktı.

Hayırsız Abi

Esra düşünürken kara kara abisi geldi aklına. Abi vudunduymaz kahvehaneden çıkmaz yurduna yuvasına uğramaz zaten uğrayacak olsada yengem bırakmaz.

Ya ablam Gülay! Aklından geçirmedi bile evli barklı şehir merkezinde 6 katlı binanın 1.katında oturmaktaydı. Gülayın 2 çocuğu gündüz  kreşte olsada Evin altında bulunan kocaman mağaza, Gülay olmadan kar yapamazdı çünkü enişte arsızlıkta nam yapmış beş altı evden kira geliri olan varlıklılardandı.

Neyseki Selma vardı liseli çağlarında. Her nekadar doğuştan görme engelli baba ve yarı görme engelli seksek yürüyen anne kendi işlerini kendileri görebilecek yetiye sahip birbirini tamamlayan iki güzel insan olsada yinede bu evin geleni gideni vardı.

Zaten annemizin yaptığı yemekler pek kıvamını tadını bulmazdı gayet doğaldı…

Bugün günlerden Esra! Sevinç ve burukluk bir arada. Şimdi arkamı dönüp gideceğim otoğara peki ya babam gece uyandığında hiç görmediği yıldızlara perdeyi aralayıp görüyormuşcasına baktığın da, kuzum Esra ne yapıyor şimdi oralarda dediği an da,

göz yaşlarını akıttığında  gidip bir göreyim diye hayıflandığında, sonra çaresizliğiyle baş başa kaldığında nasıl koşup geleceğim canım babamın kollarına.

Veda

Hüzünlü bir vedanın ardından döndü arkasını gitti Esra başını dayadı otobüs camına en içten dualar dudağında Rabbi ile konuşurmuşcasına. Konuşuyordu da….

Ayrılığın üçüncü ayında düne göre bugün daha rahattı Esra. Üniversite ortamı adamı değiştirir derler ya, esasında gözden ırak olanların gönülde kaynama noktasına gelmemesinin rahatlığı vardı Esra da. Üniversite ortamı hayata atılmışlığın ilk adımıydı nede olsa hal böyle olunca gündüzler dopdolu olurdu başka başka telaşlarla keşke gecelerde böyle olsa.

Yastığa başını koyduğunda geride bıraktıklarının gönül sıcaklığıyla ısınırsın sanki yevmiyeli çalışan amele işçinin 15 dakika verdiği çay molasında yaşadığı rahatlığını yaşamaktasın. Gözlerini kaparsın 15 dakika uyumuşta uyanmışçasına açarsın.

Ortam kalabalık olurda kafa dengi olmaz mı, olur elbet ekseriyetten maddiyat ın kadar ortamlarda yer alırsın bir kaç kişi beraber takılırsın güven ortamı oluşmuşsa ayrı eve çıkarsın.

Esra ve Leyla Ayfer ve Feyza 250 şer lira attılar ortaya haydi gidiyoruz çiftlik kavşağı ssk blokların da 2+1 ev kiralamaya.

Birkaç hafta geçmişti aradan bizim çocuklar usanmışlar makarnadan diyerek konuyu açtı Feyza. Hayrolo kim onlar biz tanıyormuyuz demekte Leyla.

Feyza cevapta derettüd yapınca, metinlerden bahsediyor dedi Ayfer etrafa alaycı mimikler saça saça..

Hııı deyince Leyla üç kızın gönül razılığını gören Esra süratle girdi lafa, saçmalamayın Allah aşkına..

Ailelelerimiz ne der komşular ise mimler, makarnadan bıkan lokantadan beyti kebap söyler desede arkadaşlarını kıran olmakta kendisine hoş gelmemekte zaten. Feyza hakiki aşıkların dilinden çıkacak sözler etmekte.

Ertesi günün akşamı ancak uzak yoldan geleceklere yapılacak bir hazırlık vardı.

Sofra eksiksiz hazırlandı o ara zili çalan kapının sesiyle heyacanımsı hisler yankılandı hemen açılan kapıdan dört erkek çocuğu içeriye daldı merhabaların ardından neşe yüklü bulutlar yağmurunu bıraktı.

Fazla durmadı Esra nezaketen takıldı yanlarında bir on dakika çekildi odasına. Saatler aktıkça aktı gece yarısı ortamda kahkaha sesleri vardı.

Esra sinir küpü olsada şimdi kapı çalacak kızgın komşular ayıplayacak diye korksada diğer yanı bende varım şu hayatta nidalarıyla sarsılmakta.

Gözlerini açtığın da ne ses vardı ne seda. Pazar sabahı olduğu yoktu aklında ne ile karşılaşacağını düşünerek yaklaştı kapıya usulca açtı acaba korktuğu görüntüler ile mi karşılaşacaktı.

Neyseki öyle olmadı ev halkı mışıl mışıl uyumaktaydı. Akşamki curcuna sonrası ev dağınık bırakılmalıydı ama öyle olmamıştı ne bir bulaşık ne de olagandışılık vardı.

Bir hafta bile geçmemişti aradan habersizce çıktı geldi metin ve baran. Vallaha acız nan diyorlardı esranın şaşkın ve ürkek gözlerine bakaraktan.

Müsait değiliz deyip kapıyı kapayacağı andı feyzanın hoşgeldin pampam hemen kahvaltı yapalım sınava derse geç kalmayalım diyerekten esrayı ekarte ettiği an.

Dört ev arkadaşı Esra ve Leyla Ayfer ve Feyza toplandılar salonda. Eve karşı cinsin gelmesi huzursuzluğa sebeb idi aralarında.

Hoşnutsuzlukların yanlışların konuşulması esnasında Feyza, baran sana aşık anlasana Esra!

Hızlı şarj olan piller misali  bir ruh hali.. hiç karşılaşmadığı duygulardan Esraya; Merhaba Esra…

Feyza ev içi muhalefeti kırmıştı sonunda kendi yolunu açmak uğruna oysa ortada aşk yoktu baranın haberi bile yoktu Feyza ona fısıldayana kadar..

Baran da razı geldi oyuna Esra dan hoşlanıyorum gibi yapacaktı samimi iki dost hatrına

Baran da kötü çocuk değildi aslında zamanla kanı kaynamıştı Esraya, üniversitenin 3üncü yılında birbirlerine açılmışlar evlilik konuşmaya başlamışlardı oysa bir buçuk yıl sadece bakışmayla geçen zamandı.

Esra nelere göz yummadıki geçen zamanda. Metin ve Caner sık sık gelir Feyza ve ayferle muhabbeti devirir giderlerdi geride birçok şüphe bırakarak.. Bu esnada tuhaf olansa baran  yazardı! Oysa amaç arkadaşlarına yol açmaktı. Esra odasına kapanır yazışırdı baran la gece yarılarına kadar geçen zamanda…

Dört yıllık üniversitenin üçüncü yılında sırdaş oldukları gibi yoldaş olacak kadar bağladılar birbirlerine. Kampüste vakit öldürdükleri bir günde kardeşim arıyor diyerek açtı telefonu Esra. Buyur Selma…

Neee nediyorsun Selma nasıl olur nasıl saçmalama Allah aşkına…

Baran elini esranın omzuna attı Esra ağlamaklı telefonu kapattı Selmayı vermiş abim birine daha yaşı neki evlilik onun neyine…

Konuşmanın hemen ardına mesaj geldi selmadan; 16 buçuk yaşındayım abla şimdi değil seneye evleneceğim zaten söz kestik şimdiden seninde bir yılın var ben giderim sen gelirsin ozamana kadar.. Son senen değilmi zaten abla yalnız kalmayacak işte anamda babamda.

Üzüntü içinde, verilen teselliler eşliğinde akıyorduki zaman, Leyla; yılbaşına planımız nedir deyip oturdu masaya beş dakika sonra arayan arayana aranan aranana. Yapıldı planlar iptal oldu planlar derken son karar kızların kaldığı öğrenci evinde toplanmaktı.

Yılbaşı Gecesi

Yılbaşı gecesi saatler gece üç’ü göstermekteler. Baran tuttu esrayı kolundan haydi biraz baş başa konuşalım yeni yılda geleceğimiz için yeni planlar yapalım…

Başbaşaydılar esranın odasında Esra buna razı olmasada güven duygusu öteliyordu hayır  başlayıp hayırla biten cümleleri…

O gece hiçbirşey hayırla başlamadı hayırla sonlanmadı. Çünkü baran hislerine gem vurmadı uzandı başı omzunda esrayı öpmek için. Esra irkildi birden geri çekilmek isterken ağzı kapandı birden ve birden baranı buldu üzerinde ağzı baranın eliyle kapatılmış bir halde.

Göz kasları yırtılacaktı neredeyse olmaz diye başını sallasada nafile hayvan! ırzına geçti umursamaz acımaz insan olamazlıklar içinde…

Günler aktı tecavüzün ilk ayı herşey saklı kaldı ne bir laf ne bir selam vardı usulca. Leyla yanaştı iyi isin canım demesiyle gözlerinden yaşlar aktı iki üniversiteli yılların sonuna yaklaştıkça gözlerini açmıştı.

Tecavüzün ikinci ayı Esra ve Baran bir haftadır konuşmaktaydı.

Evlilikten başka konu açılmadı açılamazdı ikinci hafta Esranın evde yalnız olduğu anda gelen barandı ayak üstü aparatif birşeyler atıştırıldı.

Koltukta oturulurken baran yine Esraya yaklaştı ve yine uzandı.

Esra dona kaldı karşı koymak belkide beyan edilmiş evlilik niyetlerini sonlandıracaktı bir çırpıda ve yine bir çırpıda ne halin varsa gör deyip kapıyı çarpıp çıkacaktı evden baran.

İhtimaller esrayı suskunluğa vicdansızlığa teslim olmaya ittiler..

Kocasının karısına davrandığı gibi davranmakta kıskanması gerektiği gibi kıskanmakta ilgi ve alaka revaçta, hal böyle olunca baranda,

Esra da rahatlamak ah birde şu nikahsız yakınlaşmalar olmasa hadi ozaman gidelim nikah salonuna dediği zaman Esra, baran kıvırmasa..!

Esra artık kimya mezunu….

Esra döndü yuvasına sık sık baran la konuşmakta her anını yazışmakta. Gözlerse ne zaman dışarı baksa iş arıyorum diyen baran’ın elinde çikolata ve çiçek kapıda belireceği anın hayaliyle kavrulmakta.

1 ay 2 ay 5 ay geçti aradan, kış bitecek nerede ise baran. Söz takalım en azından gel iste ulan hergün daha kötüye gidiyorum. Ümitleri, güvenimi yitiriyorum ben sen gibi değilim kadınım kadın güçsüzüm acizim daha ne diyeyim..

Esranın annesi topaldı fakat yıllar onu üç çay dolusu bardağı ve şeker tabağını bir tepside sarsmadan sallamadan damlasını dökmeden getirme yeteneğine kavuşturmuştu.

Anne baba ve kız evlat çaylarını yudumlarken yedi ay oldu diye Esra derin düşüncelerde iken, yanıbaşında duran telefonuna gelen mesajda, acaba acaba hazırlık yap biz geliyoruz diye yazmış olabilir mi baran.

Attı telefonuna hızlıca elini merakından o an yıkıldığı an kalbinin durduğu an.

Odasının dört duvar’ı ve tavan’ı  küçüldük çe küçülüyor üzerine geliyor hayır başım onurum gençliğim hayallerim benden çok uzağa gidiyor. Ağlıyor kimselerin duymadığı çığlıklar ata ata görmüyor zaten kör baba ve kör ana yığıldı kaldı oturduğu koltuğun ucuna.

Sanmıştı ki ana baba uyuya kaldı Esra oracıkta…

Uyandığında yapacağı ilk iş kendini asmak olacaktı Leyla seninki evlenmiş bununla yazan bir mesaj ve resim atmıştı.. Baktı ahşap tavana çarşafı doladı boynuna sandalyeye çıktığında abdest alan babası duruyordu karşısında.

Kalktı bey amca elini uzattı pencerenin korkukuluğuna.

Astığı havluya yüzünü sildi fakat görmeyen gözlerini dikti bir noktaya gören ve görmeyen gözler birbirine bakmakta. Esra baktıkça babasının gözlerine merhamet merhamet merhamet diyen iç sesi yükseldi semaya.

İndi aşağıya çıktı dışarıya sarıldı babasına bir isteğin varmı baba…

Baba yüreği bu ya işte nasihat verme gereği duymuştu belkide oturdular kapı önündeki sedir döşeğe yanık sesiyle çekti baba besmele. Ben görmem kızım. Göremediğime hep sevindim şükrettim.

İnsanların hep sesini işittim işittiklerimden haz etmedim. İnsan hata eder sonra Allah der. Allah ne der? Sakının der o yola girmeyin der o kapıyı açmayın der. İnsan ne eder? Dinlemez hata eder ama Allah yine affeder. Sonra ne der? Allahın affına güvenip bile bile hata etmeyin der.

Ben dünyayı görmedim kızım işittim olanı biteni dinledim dünya ne pis yer dedim.

Şimdi sen büyüdün kardeşlerin büyüdü hata etmem demeyin hata edersiniz amma ne hata edersen iz edin,

Allah’ın rahmetinden yardımından ümidinizi kesip hatada ileri gitmeyin.

Esra rahatlamıştı biraz ev işleriyle köy işleriyle geçti koskaca yaz. İstemeye gelenler oluyordu Esra olmaz diyordu.

Okulu bitiremeli üç yıl oldu üç yıl geçti aradan neden evlenmek istemiyor bu kız berkay diyordu ablası Gülay zevcesine. Ana babasına kıyamıyor diyordu enişte..

O gün iki bacı açıldılar birbirlerine öğrenmişti abla Gülay kız bekaretini kaybetmişti ve küçük bir kasabada bu hiç hoş değildi. Biri duysa yayılır giderdi ve bekaretini olmayan bekar kadının etrafında bok böcekleri gezerdi burası öyle bir yerdi..

Tutamadı çenesini Gülay; berkay bak durum bundan ibaret.. Tıbbi çaresine bakalım anlaşılmadan baş göz edip kızı uğurlayalım…

Şaşkın idi enişte Berkay.

Üzülmüşçesine ses tonuna bürünüp, acıyansı sözlere hain emelini gizleyip, salyası akan kuduz köpeğe dönmüş hislerini firenleyip, eşinin derdini dert edinmiş ruh haline bezenip en usta tiyatroculara taş çıkarıyordu.

Bir kaç saat geçmedi aradan magazalarında olan karısı Gülaya çaktırmadan soluğu aldı kaynana kayıbaba evinde. Hal hatır sorur olmuştu damat nedense Esra içinden geçirdi acaba enişte umreden filan mı gelmişti. Pek bi insancıl hallerdeydi.

Şerefsiz Enişte Tacizi

Yarım saat geçmişti aradan. Esra mutfakta taze demlenmiş çayı servis etmek uğraşında, bir karartı çöktü mutfağa dönmesiyle eniştesiyle geldiler burun buruna.

Hayrola abi ne istedin ben getirirdim söyleseydin.?

Yok ben siğara içecektim kokusu büyüklerimize gitsin istemedim…

Esra dönüp arkasını çaydanlığı alınca eline bir el hissetti belinde.. Baran geldi anlık olarak aklına o ilk gün canlanmıştı tüm acısıyla ve ürperti ve titrelti ile çaydanlığı sertçe bıraktı ocağa, karambole eline gelen çay bardağını dönmesiyle çarpması bir oldu haysistsiz eniştesinin suratına…

Ne yaptığını sanıyorsun sen defol buradan…

Geçmişten kalan ne kadar acı varsa aldı kucağına sabaha kadar bir oyana bir buyana sallandı durdu garibancasına…

Enişte tacizi devam etti seyrekte olsa yıllarca ve her defasında karşı koymasını bildi Esra o hayvan’a.

Esra gizlemedi söyledi yuva kurma arayışında olan kimi damat adayına bekaretim yok ama tecavüzdü elimde değildi asla.

Belki başkası olsa saklardı sırrını evlenir boşanır adı dul kalırdı. O vakit kimseye izaha gerekte kalmazdı. Nede olsa evlenmiş boşanmış kadın diye anılırdı..

Yapamadı Esra çünkü bir insanın onuruyla oynanması ne demekti en iyi o bilirdi.

Kimseyi aptal yerine koyacak kadar gevşek ruhlu değildi. Evlilik dediğin kutsal bir müessese idi. Her gelen taliplinin yüzüne baktıkça vazgeçti kabül edeyimde ilk gece sonrası boşarsada insanlar içinde dul kadın olarak anılmak, arsız olarak anılmaktan daha makbül idi.

Böylesini de yüreği kabül etmedi bir başkasının beyaz sayfasında kara bir leke olmak ona göre değildi.

Yaş 34 İstanbul gibiyim ne kirli ne temizim dedi gök yüzüne ablasının arabasıydı sertçe el frenini çekti hemen önünde indi ve dehşetle baktı gözlerine sen ışık tutmasaydın eniştene ilişmezdi sana pislik…

Kaynar sular defalarca dökülmüştü başına kardeşten olunca acısı başka durmadı acı acı konuşmaya sen kendi yuvanı benim yuvamın üstünemi kuracaksın defol git evlen biriyle benzetme kendini kimseye…

Ağlamıyordu artık hayattan en derin darbeleri yediğinde bile alışmıştı derde kedere güvenini yitirmişti anasından babasından gayri herkeze herkez den her bela gelebilirdi başa…

Hayata yeni den başlanğıç

Esra 34 yaşın ortalarında bir adam varmış üç çocuğuyla çocuklar torunuymuş aslında oğlunu ve gelinini yitirmiş elem bir trafik kazasında 53 yaşlarında bir amca üç katlı genişçe bir evde oturmakta komşular geldiler o günün akşamında uslübunca konuyu açtılar Esraya..

Aşağı mahallede böyle böyle bir adam var Esra, sen anama babama bakan olmaz diye evlenmekten kaçtın yıllarca senden evvel biz konuştuk onunla bahsettik durumundan adabınca.

Bakarım diyor ben onun anasına da babasınada ne bana kadınlık yapmasını beklemekteyim ne mal mülk sevda yeter benim varım bizede onlarada sadece ana olsun şu yavrucağızlara başka zerrece beklentim varsa şu bedenim taş ola hemen oracağızda…

Önce gözünde canlandı hışımla gelen ablası içini kanattı barandan gelen hançer yarası bir yanda da içten içe bir sıcaklık aktı gönle herşey zalimce gelmişti üstüne o şimdi gidecekti merhamet ede ede.

Annemle konuşalım konuyu babama açsın dedi gelenlere annesi güldü birden bire kız körlükmü geçti benden sene…

Ana sordu babaya gölül rızan varmı Mehmet Ağa?

Kız razıysa izdivaca bize hayır duası yapmak kalmıştır Pakize hanım diyordu baba..

Evlilik oldu üç aya Esra üç çocuğun arasında en büyüğü henüz 8 yaşında koşturuyorlar bir oyana bir bu yana. Saklambaç oynuyorlar güya ikisi esranın ardında ebe olan gözünü açtığında söbe söbe söbe çığlıkları atıyorlar çocuk kahkahası yanında esranın gülmekten gözleri yaşarmakta.

Aralarında 18 yaş olsada miyon tipli akif bey esranın gönlüne taht kurmakta nezaket ve ibadet yüklü koca.

Hayat bu ya kimini gençliğinde vurmakta kimini orta yaşta huzura kavuşturmakta, kazançmı kayıpmı diye soran olursa, ayna koymak lazım herkesin baktığı noktaya…

Tecavüze uğrayan Kadın
Tecavüze uğrayan Kadın

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.