Yasin Yüregir

Kardeş Muhabbeti

07.04.2019
32

Kardeş Muhabbeti

Bir kitabın sayfalarını, göz ucuyla okuyup, hızlıca  geçmek gibi yaşar olduk hayatı. Önce sorularımız birikti sonra sorunlarımız. Hangimiz tamız! var mı yarım kalmayanımız. Huzuru, dağların arasına gerilmiş iplerde cambazlık yaparak kalıcı yapmaya çalışan rengarenk kişilikler olduk diyordu müjgan

Neden biliyormusun..? Çünkü hayat, kalabalık bir şehrin trafiği gibi akıp gitmekte. Anlık bir kaza güzel olan ne varsa alıp götürmekte. Ne aracın sağlamlığı ne şöförün ustalığı kalmakta geriye dedi Gülcan.

Aynen öyle bacım derken Müjgan,  Reyhan konuştu o an; Ne dünya duruyor durduğu yerde ne de biz duruyoruz durduğumuz yerde  ve akıp gidiyor yaşam tevafuklar içinde ve her tevafuk bir imtihan oluyor herbirimize.

Kaybediyoruz, gün geçtikçe içimizden kopup giden birşeylerin yokluğunu hissediyoruz. Bende varım gayreti içerisin de yaşamın sığ sularında, iç sesimiz ile…

Aç kurt misali bizim de olsun istiyoruz ihtiyaç duyduğumuz herne ise, olmayınca dengeyi kaybediyoruz sabırsızlıklar kanaatsizlikler içinde… Hislerimiz yanıltmış oluyor bizleri çoğu zaman. Güven duyarak adım atmakta zorlanıyoruz. Ya anlamıyoruz ya anlaşılmıyoruz.

Heryer çok kalabalık içimizde ise derin bir yalnızlık. Kendi içimiz de bir boşluğun içerisinde ve o boşluktan bir ses gelmekte. Ya dur ya devam et demekte, çekingenliğimiz biryerde tedirgenliğimiz heryerde.

Yoruyor insan insanı!

Söz aldı müjgan dudakların sustuğu yüzdeki mimiklerin konuştuğu o an;

Biriktikçe birikiyor geçmişten günümüze içimizde birşeyler. Olmaz dediğimiz şeylere şahit oluyor gözler. Kararsızlıklar karamsarlıklar iç dünyamızı kaplarken, bitmek bilmeyen istek ve arzular etrafımızı sarmışlar, aksilikler cabası.. Bedeni taşımak zor değil de, beynimizin içinde kopan fırtınalar yoruyor insanı belki de insan kalmaya çalışanı ve yoruyor en çokta insan insanı, çünkü yüreğe vuruyor insandan insana değişen farklı algılamalar algılanmalar..!

Diyorduki Müjgan gür bir sesle konuşmaya başladı Reyhan;

Düşünsene bir kadının kocasına sonsuz güven duyması kocasının karısına çok sadık olması, anlık bir gafletle ikisinden birinin hata yapması ve neticesin de güzel olan herşeyin bir anda son bulması gerçeği ile yaşar olduk şu hayatta.

Gün gelecek birine helalim diyeceksin helalin den evlatlar edineceksin aile olacaksın, koruma hislerin tavan yapacak ve koruyabilmek için korunabilmen gerektiğini öğreneceksin.

Bir ses duyacaksın hislerinin sana fısıldadığı duydukca eksik kalan yanının tamamlandığı. O ses senin iç sesin olacak ve sana sakınanlardan olmak diyecek sakınmak kadar sakındıran olmanın önemi belirecek..

Dünyalığa talip olanlar dünyanın çile yeri olduğunu unuttular, elde olanın şükrünü yapmayanlar şükrün kıymetini elde birşey kalmayınca anladılar dedi reyhan ama demeseydi iyiydi aslında en azından o gün kırılmazdı alınmazdı gülcan, reyhan doğru sözleri doğru yerde fakat yalnış zamandatelafuzda bulunmasa…

Senin rahatın yerinde tabi dedi Gülcan kaynanan dan evin araban….

Müjgan girdi laf’a açıkçası kızlar geçim derdi olunca başta ruhen savruluyoruz saga ve sola..

Reyhan tutamadı kendini miras hak dedi değil mesele kaynana meselesi kocan adam ola idi süründürmezdi kendi gibi sizi de…

Sözlerin ağırlığı gülcanın al yanaklarında kırmızı, yüreğinin en narin yerinde göz damlası olmuştu. Gülcan doldu içten içe içten içe ağlamak böyle bişe imiş demekki diyordu kendi kendine…

Aferim siz’e destek olacağınız’a birbiriniz’e diyen bir annenin sesi işitildiğin de, anlık söylenen sözlerin pişmanlığı düştü yürekler’e… Döndü arkasını  gitti umudun sahibine elinde seccadesi ile anne….

Annelerinin hüznüne sebeb olmanın burukluğu rüzgar misali eserken salonun orta yerinden incelmiş bir ses tonuyla mırıldandı müjgan;

Sonra ölüyorsun uyanmış oluyosun Toprak altında seccade ebatlarında bir yerde buluyosun kendini Sen; ya ama şey diyorsun bir ümit geri dönerim sanıyorsun onlarsa namaz diyorlar Bohçanda Namaz var mı diye soruyorlar… diyerek söylendi bir an…

Yalnış anlama beni gülcan dedi reyhan.. Sen benim canımsın bacımsın kanımsın. İyiliğini istemeden söylediğim birtek lafım varsa iki gözüm önüme aksın. Hem altı üstü kavga etmişsiniz çıkmış gelmişsin iyiki de gelmişsin özlemişim seni.

Bak abla! dedi gülcan..

Hani derler ya Allâh neden dur demiyor dünya üzerindeki bunca zalimliğe.

Eğer Allah müdahale etseydi bunca zalimliğe bizim ne anlamımız kalırdı. Biz cenneti haketmek için onlarsa neden cehennemde olduklarının şahidi olmak için gelmediler mi bu dünyaya.

Sen sanıyosunki ben içine düştüğüm zorluğun hüznüyle yaşıyorum hayır abla, hergün onlarca masum ölüyor çocuklar annesiz babasız kalıyor milyonlarca insan binlerce acıyı aynı gün aynı dakika yaşıyor ve bunlara bakınca halime şükrediyorum.

Beni üzen birşey varsa helalim dediğim gönlümü verdiğim adamın adamlıktan çıkmasıdır yalnış yola sapmasıdır.

Abileri Osman’ın  kızlar sessiz diyen sesini işitince, birinci katta bulunan evlerinin balkonundan baktılar aşağıya özgüveni deşarj olmuş ruhlarıyla müjgan gülcan ve reyhan.

Kız çocuğu için abi demek; vefat eden babanın dünyada kalan gölgesi demekti. Sırtını yasladığığı dağ demekti. Sahipsiz kalmayacağını bilmek demekti. Baban dışında seni öz çocuğu gibi koruyup kollayacak adam gibi adam demekti.

Besmele ile girdi içeri osman selam diyiverdi, üzerine yoğunlaşmış sevgi dolu gözleri görünce duyguları köpürdü içine taşıdığı mesuliyetin ağırlığı çöktü yüreğine. Yükü ağır olsada güçlü olmalı güçlü durmalıydı.

Sabah namazını camide kıldım ışığı yanık görünce uğradım nasılsınız canlarım… sen nasılsın gülcanım dedi tok bir sesle..?

-İyiyim abi hamd olsun. Uğraşıyoruz işte hayatın meşakketli işleriyle…

-Peki gülcanım sabah olsun hayrolsun bakalım…

Hasretlerin giderildiği zamanın ağaçtaki yaprak yere düşmeden tükendiği, anıların tozlu raflardan indirildiği, kuş seslerinin işitildiği rızkın herbir canlıya tane tane serpildiği dakikardı;

Aşk’’ dediğin dedi osman;

Aşk’’ dediğin her kaba sığan ucuz bir kelime.. Yâr edilecekse bir ömür bir gönüle Edilmeli Takva ile İhlas ile gelene… şefkat ve hasret ve hüzün ile gülcan’a bakaraktan…

Dinlememişti abisini geçmişte kalmış bir günde… Haklıymışsın abi dercesine eğdi başını önüne…

Geçer kardeşim geçer… Dil yarası da geçer sırtındaki hançer yarasıda geçer.. Secde edip Hâk kapısına gelince, dil yarasından kalma sızı da biter, hançer yarasından kalma iz de geçer…. diyordu osman gülcan’ın omzunu sıkaraktan teselli olup yağmur gibi yağaraktan..

O günün sabahında osman; kız kardeşinin, ne hayırsız adammış diyerekten kendi kendine gıybetini ettiği zevcesi ayhan’ın yanına gitmişti. Selamun Aleyküm paşam..!

Söyle osman..! dedi kabaca fakat masum bir ses tonuyla Ayhan..

Hayırdır ayhan bunca zaman abi diyen adamsın selamımızı havada bırakmaktasın… Buraya geldiysek seni ailemizden gördüğümüzden sorunları aile içinde çözmek istediğimizden geldik. Nedir karınla arandaki mesele birde senden dinleyelim istedik belliki yalnış zamanda yalnış insana geldik. Rast gele deyip yönelince kapıya Osman Abi dedi Ayhan.

Kusruma bakma akşam uğrarım yanına sen ben gülcan oturur konuşuruz bir arada…

O biraz zor dedi osman. Boşol demişsin belliki sahipsiz zannetmişsin…

Ben karımı seviyorum abi diyordu ki ayhan…

Seven adam helali olmayana bakmaz ayhan. Seven adam bilirki helali olmayan helakıdır.

Birşey yaptığım yok benim osman abi. Eğer uçkur meraklısı olsaydım 20 yaşındaki kızların yüz yüzelli liraya fuhuş yaptığı çivisi çıkmış memlekette bu yollara başvururdum ama asla böyle iğrençliklere tenezül etmedim sandığın gibi değil abim.

O konuştuğun kadın neyin nesi ayhan anan değil bacın değil..?

Bende anlamadımki abi. Çalıştığım yerin muhasebesinde bir bayan biriyle hararetli bir konuşma yapıyordu telefonda konuşmanın sonunda oturdu eli ayağı titriyordu sinirden. Acil bir durum mu var diye sormuş oldum sonraki günlerde merhabadan öte bir muhabbetimiz olmadı taaki bir cuma mesajı gelipte mesajın sonunda tebessüm iconunu görünceye dek. Sonra bende kafiyeli bir cuma mesajı yolladım mesajın sonuna gülen bir simge bıraktım.

Önceleri tektük mesajlaştık ve kısa bir süre içinde kırk yıllık arkadaş muhabbetiyle yazıştık. Birtakım dertleri vardı onları dinledim hatayı da burada ettim.

Ne gönlümü o kadına verdim ne de bedenimi zina ile kirlettim en büyük hatayı gülcanımın sezgilerini abartı zannerderek kıskançlığını görmezden gelerek yaptım. Gülcan gidince baba evine o kadının biz seninle kafa dengiyiz demesiyle anladım karım sezgilerin de haklıydı o kadının niyeti farklıydı.

Çocukmusun olum sen! dedi osman öz kardeşini eleştirircesine.. Bu kadar mı ayhan heybende daha neer var boşalttan anlasın şu adam..?

Hayır abi. Maddi sıkıntılar baş gösterince aklı selim hareket edemez düşünemez oldum. Birinden sıcak bir yaklaşım görünce kafayı böyle dağıtır oldum. İstemediğim şeyleri yapmışlığım laf olsun diye konuşmuşluğum da oldu.

Bak Ayhan!

Bilki bir kadın iffetsizlik yapmadıkça boşol denmez kadına. Ve bilki helalim demişse bir erkek bir kadına, toprak olunmadan ayrılık olunmaz şerefiyle namusuyla bir yastığa baş koyanlara.

Osman konuştukça Ayhan anladıki erkeğin zevcesine ihaneti sadece tenin başka tene değmesiyle olmuyordu. Kadın da Erkek gibi onuruyla yaşayıp onuruyla toprağa konulma arzusu taşıyordu. Babasına cennet kimin için var dediğinde aldığı cevap çınlıyordu kulakların da;

Babası şöyle demişti o na; Oğlum Cennet Hâkkın kelamına uyup onurlu yaşam mücadelesi gösterenler için var…

Osman kalktı ayağa;

Bana müsade biz büyüklere yapıcı olmak düşer neticede. Senide dinledim kızı da dinledim cahilsiniz size ben ne diyeyim. Akşam yemeğine sofrada olman iyi olur.

Osman eve vardığın da müjgan ve reyhan’a durumu izah etti ayhan ile olan diyaloğun dan bahsetti. Düşünceniz nedir bacılarım?

Elinde tepsi tepside güllaç ikram etmek üzeydiki gülcan koridordan duyulan birkaç kelimeye kulak misafiri olmuş olduğundan bir adım daha atıp yanlarına gitmeye cesaret edemedi. Kulak misafirliği belki de onun için en iyisi idi…

Reyhan oturdu yer’e abisinin hemen dizi dibine. Abi akşam gel demesemiydin acaba  biraz ayrı kalmak sağlıklı düşünmeleri babında faydalı olurdu kanımca…

Olmaz dı bacım olmazdı… İkisini de dinledim birde birbirlerine sivri dil ile mi yumuşak dil ile mi konuşacaklarını görelim. Dil kalpte olanın aynasıdır cancağızım.

Kambersiz düğün olurmu derler ya hani, kapı çaldı aklına geleni diline indirmekten muzdarip kezban içeri daldı. Ne de olsa halalarıydı. Kezban şenşakrak bir kadındı. Ohooo Ayhan on dakikadır aşağıda bir sağa gidiyor bir sola, bir seslenin şu çocuğa ne alacaksa hatırlayınca gider alır bakkala…

Haberi yoktu tabi yaşanmakta olan tatsız durumdan balkona çıktı ve seslendi çıksana yukarı Ayhan ne dönüp duruyorsun solcan yutmuş kaz gibi bir ordan bi burdan…

Ayhan rahatladı o an sağolasın hala kezban…

Ahali kurulmuşken sofraya Gülcan mutfakta bir oraya bir buraya salona çıkmakla çıkmamak arasında heyecan karamsarlık ve kararsızlığın bir arada olduğu bir anda girdi salona Ayhanla göz göze geldikleri anda aylanların onu istemeye geldikleri gün canlandı hafızasında. Ayhan ise buruk ve mahçup bir halde eğdi başını önüne.

Dakikalar geçtikçe neşeli muhabbetler eşliğin de, ağzını bıçak açmayan birileri vardı konuşmalara tebessümle katılan. Ayhan ve Gülcan…

Rahmetli Mümtaz amcanızla 35 yıl evli kaldık taki kara toprak bizi ayırana kadar demesiyle, esas konuya ilk adımı atmıştı aslında.

Ayhan ve Gülcanın yaşadığı tatsız durumdan bihaber Hala Kezban kıymetli bir nasihat bıraktı onlara. Şöyle diyor du Hala Kezban; Vefalı olmanın en aşina göstergesi yaşı herne olursa olsun kız çocukları olsa gerek. ‘’Kız çocuğunda ki vefayı, iki oğlu olup kızı olmayanlara ve yaşlılara sormalısınız..’’

Duruldu o neşeli hala kezban müsade istedi bahaneleri birbiri ardına sararaktan… Yalnızlığını neşesi ardına saklasada esas onu burkan, dubai residansların da aşçılık yapan oğlunun seyrek sorduğu hal’ı hatrıydı…

Uğurladılar Kezban kadını ailecek fakat hiçkimse geri oturmadı kalktığı yere. Gülcan salonun bir yerinde Ayhan diğer yerinde kalakaldı öylece. Gülcan mutfak işlerine yardım etmek istesede Müjgan salonu işaret etti gözleriyle ve dediki git onu dinle…

Nasılsın dedi ayhan eh işte der gibi kafa çevirdi Gülcan…

Suskunluk sürsede bir kaç dakika için için dolmuş olmanın verdiği kızgınlıkla hafif ve buruk bir ses tonuyla;

Erkek! Helalinin ve çocuklarının saygısını yitirirse, ailesi savunmasız ceylan gibi kalıyor muş her ne kadar babaevinde de olsa…

Özür dilerim gülcan ağzım dan çıktı bir an hatalarım tokat gibi çarpıldı yüzüme o an. Biraz iyi niyetimden birazda maddi darlığının verdiği beni bunaltan halden sebeb gevşeklik gösterdim babalık ve kocalık ihmaline sebebiyet verdim.

Bilirim Ayhan Kadın kocasına sahip çıkmazsa, kocası virane yapı gibi kalır. Ortada ne ne aile kalır ne yuva kalır. Boşuna demiyor gül yüzlü Muhammed Mustafa iman evliliği sizin hayrınız’a…

Kendime de kızıyorum ayhan karın olaraktan imanının yarısı bendim. Yuvamozda Allah’ın anımsatan şeyler dü yayı hatırlatan şeylerden daha fazla değildi belkide işte bu yüzden kızıyorum kendime. Sorum şu ki seni aileni üzen hayırsız yollara tamah ettirecek kadar ilmal mi ettim.?

Hayır Gülcan ben senden razıyım Rabbimde olsun inşaAllah. Evimizi Kurân okunan ev güzelliğiyle süsledin çocuklarımız birşey yaptığın da Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz böyle yaparmış diyerek verdiğin nasihatlerden ben bile istifade ettim.

Peki Ayhan hiç dedin mi; Tevafuk olurda yanında vesvese olmazmı? Ben kadınındım korudum kendimi örtünerekten bol giyinerekten, ayakkabımın bile sesi dikkat çekmesin diyerekten hani olurda helalim olmayan biri bende hoşnut olacağı birşey görürde senin onurun zedelenir sen bilmesen bile diye diye.

Peki sen gözünü sözünü neden korumadın koruyamadın biliyormusun? Neden düşünmedin erkek ailesinin ona olan  saygısını yitirdiğin de kendisi getirdiği hayasız nokta gibi zevcesi ve çocuklarını da, her an her türlü hatayı yapabilir noktaya, anlık bir gafletin pençesine sürükler diye…

Sen bilmiyormusun Kadın kocasına saygısını kaybederse, sakınamaz bir hal alır gün geçtikçe ve çocuklar meylederler olumsuz işlere, kendisi ise çoktan tenezül etmiştir karaktersizliğin kol gezdiği düşünceler’e ve belki de eylemler’e..!

Çağladıkça çağladı kısık sesli gülcandan yanık bir ses ve birikmişliklerle dolu bir nefes, sustu evin içindeki sessizlik bile sustu…

Gülcanın hayata karşı duruşuyla ayhanın yüreği coştukca coştu son sözü kitabın ortasın dan konuştu;

Haydi kalk gidelim yuvamıza…

Hayatın meşakkatinden bunalan erkek ve kadın, abdestle paklanacak namazla doğrulacak…Yüreğini oruç tohumuyla ekip namaz suyuyla beş vakit sulayacak…

Yazar; Yasin Yüregir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.