Yasin Yüregir

Fetöye sızan kahraman Polis

12.04.2019
33

Selim ve Sevim… Sevgili Polisim…

Devlet fetö nedir bilmezken bilipte bilmezden gelirken bildiklerini sineye çekip müdahale edemezken, polis camiası itibar suikastkeri ile çevrelenmişken olan oldu birden… Şehit edildi Abdullah…

İki oğul bıraktı ardında gözü yaşlı kadınıyla. Dönmeye devam etti dünya gecelerin sabahı geldi ardı ardına akıp giden zaman sararken yaraları.  İki oğul da girdi şehit kontenjanıyla Polis teşkilatına.

Selim pek farkında olmasada abisi Kenan  vakıftı polis teşkilatında olan bir çok olaya babasını şehit olarak anan da az değildi teşkilatta her ne kadar kimileri olayı serseri bir kurşuna bağlasa da…

Liseli yıllarda tanışmışlardı selim ve sevim sevim öğrenci yurdunda selimse oradan geçiyordu tevafuk oldu sözüm ona..

Kenan yurtdışı görevlerinde aktif Selim ise bomba imha uzmanı olarak bitmek bilmeyen enerjisi ile üstlerinin kıymet verdiği bir komiser olmuştu zamanla…

Kenan vakıftı polis teşkilatında dönen fırıldaklara kutuplaşmalara uyarmakta idi kardeşini, sivrilme güvenme derdi çünkü kim kimdir rengi nedir bilirdi bu alemde söz dinlesene bebe! sonra gün olurda haliçte yaşayan somonlar tüner tepende desede çok sevdiği kardeşine nafile…

Selim bir yol tutturmuş gidiyor amiri irfanı neredeyse amcaoğlu yakınlığında  görüyordu belkide öyle gözüküyordu…

Mitçi mitçinin kurdu olurda polis polisin kurdu olmazmıydı! emniyet istihbarat denen bir birim vardı ne de olsa. Ayyuka çıkmamış kutuplaşmalar ortasında irfanda takılmıştı başka kanattan meslektaşlarının radarına tıpkı irfanında taktığı gibi başkalarını radarına.

Selim her ne kadar yakın olsada amiri irfana, irfan için mühim olan sonsuz sadakat idi at izinin it izine karıştığı puslu havada. Tuhaf olan da bu ya it bile at sanırdı kendini o dönemler emniyet teşkilatında.

Ah be komiser Selim; Kendi de anlamadı komiser Selim’in anladığında evrakta sahtecilik yapan bir adamdı neyseki sorumlu olduğu makam başkomiser irfandı zaten müdürlüğe irfandan daha güçlü aday mı vardı… Ufak tefek menfaatler elde edilen fakat teşkilattan atılmaya götüren işler içinde buldu kendini Komiser Selim. İrfanın ağzından çıkacak iki kelime meslek yaşamına son verebilirdi.

Bazen meslek gereği girip çıkılmaz yerlere girip çıkmak kiminin yoluna taş olmak kiminin muhabbetine salça olmaktı komiser olmak, konuşulmak geride acabalar bırakmak bir şehirdeki eli kolu en uzun adam olmaktı dokunulmaza dokunarak sonuca ulaşmaktı kısacası gecelere bir başka akmaktı, komiser olmak. İşin aslı şehre karanlık çökünce sırtlanlar ortaya çıkardı işte bu yüzden burnu iyi koku alan aslan olmak şarttı komiser olmanın tabiatında bu vardı…

Selim sabah on gibi gelmişti evine eşi sevim yorgunluk kahvesi koydu önüne, öyle sevinç dolu bir yüzle bakıyorduki sevdiğine vereceği müjde dünyalarını değiştirecekmişcesine.

Kalktı yerinden sevim dediki dur bi çayını tazeleyeyim! gitti mutfağa elini attı masasının üzerinde duran açılmış zarf’a,  selim mırıldandı sevim galiba uykuyu alamadı kahve içerken çay tazelemek enteresandı şaşırdı gelen telefona baktı arayan amiri irfandı alalecele yerinden kalktı sevim bi bi bi saniye demeye kalmadı kızgın suratıyla sevinme masum bakışlar atarak uzaklaştı selim.

Operasyon vardı o gece mutlaka burada olacaksın talimatı almıştı birdenbire. İlk kez böyle birşey oluyordu merak dolu düşünceler arasında telefonda söylenmeyecek kadar önemli ne vardı emniyet içinden birilerine mi operasyon yapılacaktı…

Uyudu odasında iki saat 13 dakika irfan gelmese uyuyacaktı daha ki o ara İrfan eğildi kulağına hemen çık ardıma 7.caddede ki kafeteryada buluşalım 20 dakikaya…

Gitti kafeteryaya oturdu köşe başı masaya tanıdık kimsecikler yoktu orada yolun karşında duran arabanın camından irfan el kol hareketi yapmakta gel gel atla selim gidiyoruz… Masaya bıraktı iki lira bindi arabaya gittiler girdiler iki sokak ötede bir binanın ikinci katında bulunan beş numaralı evin salonuna.

Kimler yoktuki orda terörle mücadeleden kaçakcılığa bir çok tanıdık sima, bomba imha ne yapacaktıki burada garip olansa sıradan sivil polis memurunun karşısında el pençe diz divan durulmasında.!

Sözleştiler o gün o dakika oracıkta, gece bir buçuk olunca vadi yakınında bir lokasyonda. Selim şaşkındı mırıldandı içinden usulca bak yine bir tuhaflık daha ne için toplanacaksınız vadi yakınında ne konuştunuz ki ne olduğu belirsiz konu hakkında.

Buluştular ve beklediler orada gece dört civarı olmasına rağmen araç içinde bekleyiş sürmekte diğerleri ise biraz daha ileride birşeyler indirip bindirmekte.

Telsizden yapılan anonsla harekete geçtiler aman yarabbi gazeteciler yuh be operasyonu daha biz bilmiyoruz onlar nereden öğrendiler tuhaflıklarla dolu gün içinde nasıl bir sır idiler derken kendi kendine Selim, İrfan ile göz göze geldiler, Arama yapacağız istihbarat var hadi Selim hadi aslanım.

Zor olmadı çok kolaydı toprak altından el bombaları ve silahlar fışkırmaktaydı Selim ise günün kahramanıydı…

Uykusuz gözlerle haberlerde izledi olup biteni aradan bir kaç ay geçti şehrin göbeğine enteresan düzenekli devasa tahrip gücü bulunan bomba yerleştirilmişti. Selim o tehlikeli görevi hiç düşünmeden üstlendi ve başarı ile imha ettiği bomba, ona devlet başkanının bizatihi teşekkürünü getirmiş idi.

O artık teşkilatımızın yeni göz bebeği…

Yine gecenin sabahla buluştuğu vakitlerden birinde evine girmek üzere siteye girdi Selim. Bir gölge çıktı birden bire önüne. Emniyet müdürü palto içinde kafasında kep’i ile gel hele Selim gel hele deyip taktı peşine girdiler ve oturdular yan sitedeki kamelyanın içine.

Rahmetli baban çok iplikleri çıkardı pazara canını verdi vatan millet bayrak uğruna.. Ve sordu selime hatırlıyormusun son konuşmamızı?

Hatırlıyorum müdürüm hergün bugünü bekledim sizi görünce vaktin geldiğine çok sevindim.

Üzücü bir heberim var selim!

-Hayır olsun inşallah müdürüm!

Simitçi rıza şehit edildi kanaatim odur ki sırrımız ifşa edildi…

-Sanmam müdürüm öyle olsaydı handan beni çoktan uyarmıştı.

Handan?

Evet müdürüm o..

Olum o kadın yüzünden harcanmadık adamımız kalmadı nasıl bukadar güvenebiliyorsun..

-Biz emniyet istihbaratsak handan, milli istihbarat müdürüm..

Demeee oy oy oyoyyy..

Gündüzleri gülen camaatinde abla geceleri gazino işletmecisi hanım Ağa… Her fırıldağın döndüğü alemde herkezin yolunun bir şekilde düştüğü yerde bir kadın…

Mit’in içinde bir kanadın gülen yapılanmasına sızmasını anlarım fakat seninle irtibatta olmaları beni biraz şüphede bıraktı selim.!?

Biliyorlarmı senin gerçekte emniyet istihbaratın, cemaat içine sızdırılmış adamı olduğunu..

-Biliyorlar müdürüm rahmetli rızanın bildiği herşeyi biliyorlar çünkü rıza kimlikte emniyet istihbarat olsada gerçekte milli istihbarat görevlisi idi..

Desene selim herkes ehli olduğu işi güzel yapmakta. Takdir ettim şimdi Milli İstihbaratımızı birkere daha.

Şimdi beni iyi dinle selim. Kir vadisi operasyonu sonrası İrfan köşeye sıkıştı tabi bağlı olduğu abilerde. Seni öne atacaklar. Onlar hamle yaptığında seni teşkilat içinde tutmak ve gizli tanık olarak komisyona sunmak üzere  görev yerini değiştirmeye çalışacağız. Bir nevi sürgün olacaksın hakkında davalar açılacak kariyerin şimdilik sıfırlanacak ve en kötüsüde ailen biraz yıpranacak dayanabilecek misiniz?

Selim baktı Akif bey’e; Vatan sağolsun müdürüm dedi tek kelime…

Sonraki aylar yıpratıcı olmuştu selim ve ailesi için. Oysa kim ne bilsin her çile memleket için…

Türk silahlı kuvvetlerinin vatan sevdalısı mensuplarını itibar suikasti ile lekeleyip terörle iş birliği içinde göstermek için gülen cemaatinin tertiplediği Kir Vadisi operasyonu her ne kadar emniyet istihbarat ve milli istihbaratın devlete sızanların içine sızmasıyla bertaraf edilsede henüz hiçbirşey bitmiş değildi.

Selim sürgün edildi… Sağladığı bilgi ve belgeler, ihanet şebekelerinin kurdukları oyunları bozarken o, gazete ve televizyonlarda evrakta sahtecilikten gazino işletmecisi bir kadınla ilişkiye kadar pek çok suçla itham edilerek, görevi kötüye kullanmaktan uzaklaştırılmıştıi Hakkındaki iddialar sonuçlanıncaya dek görev yeri değiştirilmişti.

Sevim çok atsada içine birşey diyemedi selime. Hiç birşeyden değilde gönülden vurulmak ağır gelmişti. Oysa durum bildiği gibi değildi. Selim, boğazına düğümlenen ben sana ihanet etmedim ben ne sana ne vatanıma ne sana ne vatanıma nede çoluk çocuğumun rızkına ihanet etmedim haram değdirmedim ne gönlüme ne kazancıma sözcüğünü iki dudağı arasında tuta tuta, göz yaşları içinde ıssız yerlerde mermi sıka sıka kendisine ve ailesine bugünleri yaşatanlara hesap soracağı güne bilene bilene La havle Vela kuvvete illa billahil aliyyil azim zikriyle sakinleşmekte…

Bir yıl geçmiş idi aradan Selim aklandı birçok davadan. Emniyet müdürü Akif bey yasalara uygun bir gerekçe öne sürerek yeniden eski görev yerine dönmesini sağladı. Arada yapılmak istenen müdahaleleri ise milli istihbarat teşkilatı baltaladı. Artık yuvadaydı selim intikama belenmiş yüreği gayet sakin olsada değişik birimlerde görev verilerek teşkilata faydasız imajı verilmek isteniyordu gülen cemaati mensuplarınca.

15 Temmuz akşamı Terörle Mücadele Daire başkanlığın da bulunan odasının kapısı açıldı. Gördüğü kişi tanıdıktı fakat hiç muhabbeti olmamıştı. Eskiden oturduğu mahalleden bir komşusu sözde ziyaretine gelmiş idi. Üç dakikayı aşmayan hal hatır sorma muhabbeti esnasın da cebinden çıkardığı kağıt ve kalemi koydu selimin masası üzerine ve yazdı bir iki kelime ‘’ KURT PUSUDA GEREK’’ İçinden kısık bir sesle yuhhh artık derken selim, adamcağız kapıdan çıkarken trafik şube ne tarafta diyordu kapı önünden gelip geçen üniformalı polislere.

Şifre alınmıştı Yedek şarjörünü yanına aldı eve gidiyorum uyuyacağım diyerek ayrıldı.

Evine geldiğin de Handan pazarlamacı kılığın da abe gel bak hele hatuncağızın almak istesede beyimin izni yok diyor habire…

Handanın gelişi ile şifre doğrulanmıştı.

15 Temmuz Akşamı sessizce derbest edilen vatan hainleri ile doluydu yurdun dört bir yanı. Kalleşlerin tasviyesine başlamıştı.

16 Temmuz akşamı ekranlar, yüzü gözü mor alçakları yayınlamaktaydı. Selim ve selim gibi nice yiğitler o gece yıllarca milletin kanını emen aklıyla alay eden ingiliz kurması amerikan kuklası  ihanet şebekelerini çökerttiler.

Selimin değerli Müdürü Akif Bey, Milli istihbarat yetkilisine sordu; Siz bu alçakları ne zaman dan beri izlemektesiniz.? Cevap verdi yetkili; 1800lü yıllar dan beri!

Nasıl yani ne demek oluyor bu!?

Bu şu demek oluyor efendim; Türk İslam coğrafyası üzerinde etkinlik göstermiş her felsefi akım, zaman içerisinde göstereceği değişkenlikler göz önüne alınarak takibimizdedir. Gülen hareketi de 1800lü yılların ortalarında ingiliz istihbaratı vasıtasıyla seyit ahmet han isimli şahıs üzerinden kurulan kuraniyyun yani sizin anlayacağınız dilde Muhammedsiz islam ve diğer ençok bilinen adıyla dinler arası diyaloğ yaymacılığı yapan harekettir akımdır gülen hareketi. Anlayacağınız beyefendi fethullahçı terör örgütü, islamın içini boşaltmak için batılılarca uydurulmuş ve sistemetik olarak desteklenmiş  akımların kabuk değiştirmiş halidir.

Peki ya siz Akif bey?

Açıkcası emniyet teşkilatımız içerisinde yaşadığımız suikast ve itibar suikastleri üzerine giderken selimin rahmetli şehit babası Abdullahın bıraktığı notlardan bir tanesini okurken sessiz ve derinden tahtikat gereği duydum.

Ne yazmıştı Merhum Abdullah bey?

Küresel barışa doğru m.fethullah gülen isimli kitabın 131. sayfasında kelime-i tevhidin ikinci kısmını okumaya gerek olmadığını yazıyormuş fetö elebaşı gülen. Abdullah bunu ekran alıntısı yapmış ve altına şöyle bir not düşmüş. Hz. Peygamberimizin üzerine çizik atacak kadar yoldan sapanlar gün gelir memleketin üzerine çizik atarlar…!

Vel Hasıl beyefendi fetö terör örgütü Devlete sızdıda Devlet onlara sızmayacak mı sandılar…..! İşte orada aldandılar.

ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.