Yasin Yüregir

Feraye

13.04.2019
39

Feraye ve Kenan

Mahallenin bebeleri okulu asar top oynar Feraye okul bahçesin den onları izlerdi. Okulu asıp okul önünde top oynamak tuhaf gelsede insana kimi mahalleler belalı anılırdı 90 yılların ortalarında.

Erkek çocuğunun sahiplenme duygusu bir başkadır anadoluda. Ana bacı ne ise mahallenin kızıda o dur neredeyse. Henüz ilkokul çağında elinden pamuk şekeri alınan Ferayenin imdadına yetişen kenanın içinde sahiplenme duygusu belirmişti  korunmaya muhtaç gördüğü ferayeye karşı.

Ortaokul bakışmaların Lise, konuşmaların zeminini hazırlamıştı onlar için.  Konuşmak hal hatır sormaktan öte geçmez bir erkeğin bir kıza dokunması düşünülemezdi bile. Erkek kirlenirdi  çünkü erkek şeref  taşıyandı ve bir başkasının şerefide kendi gibi dokunulmaz olandı.

Eskiden erkekler kendi annesine kız kardeşine yapılmasını istemediğini başkasının kız kardeşine yapmayacak haysiyet taşırdı. Ve Kadın şeref taşırdı helali olmayanın dokunması şerefi olduğu insanların şerefini ayaklar altına almaktı sadece o kadar mı? Ruh’a ihanet edip gevşekliğin yolunu açacak hissiyat barınmazdı eski yıllarda.

Öyle diyordu şair; Bayan olmanın ağırlığı vardı eski yıllarda, Şimdilerde mahremiyet sosyal medyaların RİAkar ortamında… ALLAH der amma ne edep var ne haya Sözler ria haller ria..

Kenan aldı eline kağıdı kalemi tek kelime yazdı ve altını çizdi. Amca kızından rica etti bu mektubu Ferayeye ulaştırırmısın dedi. O kelimeyi yazarken herşey bitecekmişcesine belkide güzel şeyler hissedecekmişcesine bilinmezlerde idi kenan.

Açtı Feraye şaşkınlık içinde ilk kez bir mektup alıyordu netice itibariyle. Baktıki sayfa bomboş fakat tek bir kelime o sayfanın bembeyaz boşluğuna mürekkep olup düşmekte gönülden gönüle akan hisler eşliğinde.

EVLENELİM Mİ…

Evlenelimmi yazmıştı kenan.

Feraye ablasına ablası annesine annesi babasına açtı konuyu. Babası sordu oğullarına kimdir kimlerdendir ipe sapa gelenmidir işinde gücündemidir….

Aileler olumlu karar verince çok sürmedi söz nişan düğün altı içinde oldu bitti bile. Gelin geldiği evde masum masum süzülmekte feraye. Kaynanası sanki öz anası olsada öz ana yanındaki rahatlık olmuyordu sonuçta. Ev işleri ile tanıştı feraye. Komşular hamarat derlerdi feraye için ama evlenince çıraklıktan başlanıyordu yeniden hayata.

Aradan üç dört yıl geçti manavlık yapan kenanın sofrasında aş sorunu olmazdı ama gezmeye tozmaya para bulunmazdı. Ha deyince olmayan varlık kadar yokluk tadılan bu üç dört yıl içerisin de kaynana ne derse o ağır gelir olmuştu ferayeye.

Çünkü kenanın abisi evlendiğinde ayırmıştı evini büyük gelin pastalar çörekler yapar komşularını ağırlar bazen zevcesiyle şehir dışındaki akrabalarına akar kısacası üzerinde baskı hissiyatı bulunmazdı kendi evinin patronuydu. Feraye ise kapıya adım atarken dahi iki kere düşünürdü. Geleni gideni olduğunda kaynanası yanında kendinde o aradığı rahatlığı bulamazdı.

Olsada kaynanasıyla öz annesiyle olan muhabbeti kadar muhabbeti yinede her kadın kendi evinin çekip çevireni olmayı temenni ederdi. Kenanın babaannesi de yaşlanıp halden takatten düşünce evin nüfusu bir kişi daha artmıştı. Yıllardır çocuk sahibi olmayı bekleyen fakat bu muradına eremeyen feraye bunalmıştı.

Yaşlı babaanne geçmişini anlattıkça Feraye tebessüm eder bir ihtiyacın varmı tontonum diye severdi onu. Yaşlılık o ya Allah azze ve celle düşürmesin kimseyi ele ayağa.

Dört çocuğu sırayla kalsın herbirimizde desede başlarda sırası gelen bir bahane buluyordu sonunda. Birkaç yıl geçti aradan Banaanne artık iyice düşmüştü halden takattan. Yatalak düzeyinde  ne yiyip ne içebilmekte. Ferayenin kaynanasının evde olmadığı bir günde altını batırmıştı ister istemez babaanne.

Evi saran koku sonrası anladıki feraye babaannenin altına bağlanan idrarırı ve dışkısını almaya yarayan bez değişmeliydi.

Yüreği ağzına geldi ferayenin kapıda oturdu biraz kalktı gitti komşuya orada birkaç komşu lafladılar arada. Oturdu bir onbeş dakika aklı ise kenanın babaannesinin acınası halinde.

Bahsetmedi kimseye kalktı yerinden birden bire ocakta yemeği unuttum bana müsade. Girdi içeriye göz göze geldi babaanne ile. Ablasının iki yaşındaki oğlu gibi bakıyordu ferayeye babaanne. Bir güzel temizledi babaannenin altını ve sardı yeniden bebek altını bağlar gibi.

Akşam olup kenan eve erken gelince bağırdı ferayeye neden yemek pişirmedin kadın diye diye. O an kaynana girdi devreye bir daha bu kıza bağırırsan üzersen kırarsan senin ağzını yırtarım diye. Oysa o güne kadar dayakmı yememiştiki kenandan dayak yediğinde bile ses etmemişti kaynanan. Çekti köşeye konuştu olanları konuştu annesi kenannan o bir insan evladı kenan…!

Sonraki günlerde kaynana değilde evin patronu çekip çevireni gönlünce komşularını davet edeni hafta sonu müsait zamanlarda kocasıyla gezip eğleneni olmuştu feraye. Kaynanada yaşlanmaktaydı biraz biraz. Kaynana gelin muhabbeti yerini bırakmıştı çoktan iki liseli arkadaş muhabbetine saygı sevgi çerçevesinde.

Gebe kalabilmek için tedavi gördüğü dönemlerde Hastanede bir bayanla tanışmıştı feraye. Tüp bebek tedavi yöntemini denediniz mi diye sordu bayan.  Denemedik ablacığım dedi ve okonuda biraz bilgiedindi feraye. Doktoruna sordu öğrendi neyin nasıl yapıldığını. Geldi evine anlattı önce lakin yinede ehl-i Sünnet bir hocaya danışmakta gerekmekte dedi zevcesine.

Kenan gitti sordu soruşturdu medrese eğitimi almış birkaç hocaya. Dedilerki Hocalar; Helali olan zevcesinin spermi döllenerek konuyorsa kadının rahmine caizdir fakat Sperm bankası denilen dinde kattiyen yasak olan yollara başvurulursa bu haramdır Allâh’ın azze ve celle Hükmüne baş kaldırıdır.

Gittiler Kenan ve Feraye onbeşbin lira kadar maliyetle caiz alan tedavi yöntemine başvurdular. Hamile kaldı feraye mutluluk böyle birşey işte o dokuz ay geride kalan 9 yılın kederini aldı götürdü sevinçler içinde.

Birkaçyıl daha geçti aradan. Babaanne vefat etmiş bebek Ahmet ise büyümüştü. Gelin olmak bu ya ev nekadar huzurlu da olsa durulmuyordu kaynana kayınbaba yanın da.  Kayınbaba geçti mutfağa oturdu mutfak masasına aldı oğlunu ve gelinini karşısına.

Oğlum, Kızım; Sizde yaşlanacaksınız çola çocuğa karıştığınız gibi Allah nasip ederse torun sahibide olacaksınız. Eskiler derlerki Baba yaşlanınca ortada kalır Anne yaşlanınca ele ayağa kalır.

Baba böyle deyince söze atıldılar birden kenan ve feraye. Olurmu babamız öyle şey o nasıl söz….

Çocuklar biz artık yaşlandık Hamdolsun çalıştığımızla başımızı sokacağımız bir ev ve emekli maaşı yaptık. Ana baba olarak herdaim destekciniziz imkanlarımız kadarıyla. Artık sizinde kendi yuvanızda başbaşa kalmanız gerek.

Bu kapı sizin kapınız biz bugün var yarın yokuz. Dilediğiniz kadar oturun derim. Bizimle beraber oturursanız birikim yapar büyük ihtiyaçlarınıza hazırlık yapmış olursunuz. Siz olsanızda olmasanızda evin elektiriği suyu vergisi algısı ödeniyor.

Yok biz artık ayrılalım derseniz Allah yolunuzu açık Huzurunuzu daim etsin deriz.

Karar sizin çocuklar…

Kayınbaba konuşunca babaca o gece yastığa baş koyulduğunda kenanın aklında evi ayırırsam şukadar giderim olacaklar Ferayenin aklında yapacağı kalabalık kadın günleri ve kendi evine alacağı cicili bicili eşyalar vardı….

FERAYE
FERAYE

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.