Yasin Yüregir

Boşanmak

21.05.2019
9

Meryem boşanalı 4 yıl oldu.Hayatın zorluğu ve üç çocuğu…
Annesi Babası geldi akşama, Sofrada çorba ve makarna…
Gel kızım dedi çağırdı yanına. Çağıran kızının geçim derdine kıt kanaat
destek olmaya çalışan baba.
Söyle bal kuzum söyle zoraki gülüşlerin altında
neyin hüznünü taşımaktasın böyle.?
Meryem sarıldı Babasına…
NE OLUR ÖLME BABA…
Gözü yaşlı Çınarın yüreginden koptu Duâ Yâ Rezzâk Yâ Rahmân Yâ Rahîm Evladım! sana emanetim….

Meryem

Ne Meryemler var kadın başına çocuklarıyla kalakalmış şu aciz dünyanın kalabalığın da. Yeniden evlenmeleri kolay değil onların. Çocuklarından mı vazgeçsinler.!? Direnirler hayata, gider çalışırlar yapabilecekleri iş buldukça. Kimi sarkıntı olur sözüyle gözüyle, kimi yardım edeyim der derken bile hayasızlık niyetini belli eder. Kadın boşandığı zaman ya fitneye uğrar yada fitnenin kendisi olur çıkar.

Mesleğinin, düzenli bir gelirinin olup olmaması da pek engel değil fiziki ve ruhi mağduriyet yaşamasına yaşatmasına. Hani insanın çok şeyi vardır ama huzuru yoktur ya, tam da o misal biryanı hem boş kalır kadının.

Geliri çalışabiliyor olması olan maaş ile çalışan kadın, ayakta kalmak evinde tencere kaynatmak çocuklarının üstüne başına almak için çabalar durur gece olur çocuklar uyur onun gözleri buğuludur.

Düşünsene bir kadın çocuklarının ihtiyacı için çalışıyor ve yetiremiyor. Erkek mi ki bu dayansın hayattın en ağır yüküne ya! nasıl dayansın yüreği bedeni.

Meryem boşanmıştı kocasından. Kocası har vurdu harman savurdu. Durumu iyi diye gitti genç bir kadınla nikahsız yaşar oldu. Saklayabildi Meryem den bunu. Sonra işleri bozuldu adamın. İflas etti elde avuçta birşeyi kalmadı. İş buldukça çalışan biriydi artık. Meryemden üç çocuğu vardı. Onları bıraktı gitti o genç kadınla yaşamaya başladı. Boşanmışlardı Meyemle bu sebeble. Meryem Polis kızı Boşandığı yıl hacizler hep Meryeme geliyordu o da yetmiyor du su ve elektirik borcu ödenemez rakamları gösteriyordu. Evet ayrılmışlardı Meryem ve Hayırsız kocası ama, adam ticari işlerini resmiyette çoklukla Meryem üzerinden yapmıştı. Söz uçar yazı kalır devlet belgeye bakar gerçeği, alacaklılarca Meryemin suratına suratına çarpılmaktaydı.

Meryemin boşanıp onca borç yüküyle karşılaştığı yıl, polis babasının emekli olduğu yıl’a denk gelmese ve o emeklilik hayalleri kabusa dönen babasının emekli ikramiyesi olmasa Meryem ne yapacaktı. Baba yetişti imdada fakat yeterli olmadı Küçük erkek kardeş kredi çekti o da yeterli olmadı baba da kredi çekti. Yetti mi? Hayır yetmedi fakat en azın dan ödemeler düzene girmiş idi.

Tuttu kirada bir ev Meryem, bir kızı beş yaşında diğeri onbeş yaşında iki kız çocuğuyla ve bu olanlardan sonra liseyi bırakıp çalışmaya başlayan 16 yaşındaki oğluyla yeni bir hayat kurdu Meryem.

Ev kira, ödenmeyi bekleyen borçlar, mutfak alışverişi çocukların giyim meselesi evin temel giderleri derken askari ücretle gelde geçin Meryem.

Anasının Babasının Kardeşinin eli kolu bağlı… Meryem iyi olsun diye girdiler yüklü borçların altına. Yinede boş durmadı Baba gitti çalıştı karın tokluğuna Kızıma torunlarıma destek olmalıyım babında. Aksilik o ya Öğretmen oğluda yeni nişanlanmıştı Meryemin olaylar olduğu sıra. Ordan da girmişti zaten adamcağız birsürü borca.

Gel zaman git zaman Maaş alamayınca gününde, ödemeler bindi üstü üstüne zaten yetmiyorduki birde emeğinin karşılığını gününde alamamak yokmu.

Son rahleye geldi Meryem daha 38 yaşında Meryem….

Boş buzdolabına baktı biraz sonra kulağına gelen sesleri dinledi kendin de değildi. Büyük oğlan ve Kız küçükle oynuyordu gülüşleri Meryemin karnını doyurmaya yeterdi ama dolaptan bir su bardağı süt çıksaydı en azından ufaklık ağmadan uyurdu.

Hani komşudan istesin yüzümü kaldı… Gül yüzlü Muhammed Mustafa Komşuluğun önemine boşunamı vurgu yapmıştı… Komşu dediğin bilecekki hâli bir kap çorba bile ne kadar değerli.

Baktı ki Meyem yapacak birşey yok teslim oldu hayata gözleri kapıda… Giydi ayakkabısını komşuya kadar iniyorum diye zor fısıldadı. Tamam anne diyen kızının sesi kulaklarında çınladı, yaşlar gözünde değil gönlünde sel oldu aktı. Binanın kapıdan çıkarken bir tokatta ev sahibi attı kiranın günü 6 gün geçti veryansını yaptı.

Eyvallah dedi Meyem…

Çıktı dışarı 20 dakika yürüdü karşıyaka mezarlığı üzerindeki caddeye geldi….

gecenin 11 in de in cin geçmezlerde…

alın lan bedenimi alın canımı alın diye bağıran bir ses var Meryemin için de… Hani nerde Devlet nerede Komşuluk nerede sahipsizim lan işte vurun…

Bedenini birkere satsa alırım diyordu 50 100 lira… Oracıkta içten içe tirtir titrereyerek bekliyor ama aklı sabah anaokuluna götüreceği kızının karnının doyacağı anı yaşamakta.

Bir araba durdu yanında… Kapısı açıldı tek ayağını dışarı attı 35 40 lı yaşlarda biri. Uzattı kafasını hayırdır ablam dolmuş bekliyorsan geçmez bu saatte.

Kafasını sağa sola çevirdi meryem yok dolmuş beklemiyorum ben imasıyla. E bin ozaman götürim dedi adam.

Meyem bindi arabaya ön koltukta iki eli iki dizinde ürkek birserçe. Abla ne tarafa? deyince adam bilmiyorum dercesine kafa çevirdi Meryem.

Ben yarım saat 45 dakikadır arabada oturuyorum sizde başınız önünüzde bir noktaya dalmış hiç kımıldamadan bekliyordunuz ışıkların altında. Dedim acaba birinimi bekliyor yoksa kötü bir habermi aldı hastaneye mi gitmesi gerekiyor dedim baktım gelen giden yok zaten bende gidiyordum ondan bi sorim dedim abla uzak değilse bırakırız yani sorun değil.

Başını kaldırdı Meryem gözleri önün de; Kimseyi beklemiyorum Kim gelirse dedi….

Durum anlaşılmıştı.. Anladım ben sizi dedi adam… Sağda müsait biryere çekti adam arabayı. Oturduğu yerden döndü sağına sağ bacağını aldı altına oturmuş oldu Meyemle karşı karşıya.

Bak bacım sen yol üstünde bekleyen hayat kadınlarının pişkinliğini taşımıyorsun. Belliki biraz zaruri mecburi hâl seninki…

Öyle dedi Meryem…

Peki nekadara yapıyorsun deyince adam; başını salladı Meryem bilmiyorumki edasıyla. Bak kardeşim dedi adam; Hadi 100 lira diyelim. Çıkardı cebinden 100 lira al bakim şunu dedi uzattı Meryeme.

Al yahu deli etme adamı…. Utana sıkıla aldı Meryem… Paranı peşin verdim artık benimsin diyecek sanıyorduki, Nerede senin evin bırakayım dedi adam. Önce anlamadı Meryem evimde asla dedi.

Bacım sen beni yalnış anladın ben Elhamdülillah Müslümanım! dedi adam. Üç dört saattir gönlüne akan yaşlar biranda gözlerinden boşaldı Meryemin. On akika aralıksız hıçkıra hıçkıra ağladı. Çocuklarım kelimesi çıkıyordu sadece ağzından.

Adam dediki sen çocuklarını bekletme adresin nere ise söyle götüreyim . Götürdü evine dediki evin kiramı bacı? Kira abi dedi. Nekadar kiran var dedi, Meryem 750 lira dedi… Hesap numarasını aldı Meryemin, arada sırada bak kardeşim hesabına dedi.

Sabah olduğunda baktıki Meryem atm den 750 lira var hesabında. Evinin kirasını göndermişti adam. Aradan 15 gün kadar geçti maaşım yatmışmı diye bakarken 400 lira daha yatmış olduğunu gördü Meryem.

Ne bir numarası ne adı şanı vardı Meryemin bittim dediği yerde, Meryeme yettim Kulum diyen yüce Râbbin gönderdiği biri işte.

Meryem ve Meryem misali niceleri zamanla olgunlaşır evin hem anasıhem babası olurlar. Sonra mahalleli tanır onları varlarının yoklarınınn ailelerini ayakta tutmak olduğunu. Ne hayasızlığa prim verirler nede aşağılık yollara tenezül ederler en kötü hâlin kıyasına kadar gelselerde.

Böylesi kadınların hayat mücadelesi çetin geçer. Çocuklarını korumak onları doyurmak giydirmek sosyal etkinlikler den geri bırakmamak telaşesi içinde yıpranırlar. Kimi dayanamaz bu yükü taşımaya teslim olur hayatın acımasız akışına.

Erkek adam demişsindir bazılarına ama şerefini bırakmıştır hayatın zorlu yollarına. Boşanmak nedir Allah aşına apaçık bir hayasızlık olmadıkça. Katlanamayacaksa kimse kimseye yaşamasın boşuna. Yaşamasın çünkü hayat katlanmaktan ibaret! birşeye ve birşeylere. Yaparsın ibadetini gösterirsin sabrını ve yardım istersin yüce Mevladan. Tedbir sendense Takdir Allâhtan.

Okumuş kız dersin kimilerine, güçlü kadın diye anılırlar çoğu yerde. Boşanma ile muhatap olduklarında hayatlarında, onların da içi pare pare. Boşanan kadın güçlü görünmeye çalışan kadındır bakma sen. Kimi haklıdır kendince belkide gerçekten haklıdır çünkü kimi erkekler mantık evliliği peşinde koşmakta.

Ben niye elin kızını besleyim diyen haysiyetsiz de var, eşimde çalışan biri olsun şunu bunu şunu yapmaya gücüm olsun arayışında olan ahmakta var. Kadınlı Erkekli herkeste bi gelecek kaygısı var.

Okumuş kız dedik Güçlü kadın bildik, Bi boşandı Süreyya dışı pamuk şekeri içi acımasızlık neferi. Boşanma gerçekleşince sitemlerin rengi değişti tabiki. Hayatımı mahfetti böyle hayal etmemiştimki keşke geberseydi gibi kızgın hisler kızgın yağa batırmak isterken o boşanılan kişiyi, güçlü görünmeliydi. Güven öyle birşeydiki yitirildimi birkere, insanı insanlara karşı ikilemde bırakırdı. Yarı şifofren haller insanda ne zaman başlardı anladı Süreyya okkalı darbeyi yediğin de hayattan.

Zaman zaman özgürüm en azından laflarıyla salata yapsada gönül mabedin de Süreyya, anladı ki o hisler o düşünceler taze yara gibi ilk başlarda acıtmayan kabuk bağladıkça acıdan dokunulmayan avuntular mış.

Mühendis kadınım kendi ayaklarımla varım dediği günlerin hafiften kibir koktuğunu anladığın da usul usul kaçamak kaçamak bakınır oldu etrafına. Kiminin mutluluğuna imrendi zamanla önyargıları eridi gitti. Sıradan bir işçi gördükçe çalıştığı iş yerinde iç geçirdi neden olmasın adam olsunda evim olsun yuvam olsun sahibim olsun omzum olun başımı yaslayayım kalabalıklar içinde yapayalnızlıktan kurtulayım der oldu.

Bu kafa yapısına gelmesi zamanla oldu önceleri giyimiyle etkileyici olma oldukça kısmetini bulma denemeleri yapmıştı başarısızlıkla sonuçlanan sonuçlanacağıda gün gibi aşiyan olan. Sonradan sonraya birkaç bayram birkaç mevlid gecesi hoşbeş akraba ziyareti derken yumuşadı kalbi. Zaman aktıkça Aile olabilmişlerin oluşturduğu manevi atmosfer den içine birkaç nefes, anlatmıştı ki olsa ne olur olmasa ne olur hayaller…. İnsan Aile olamadıktan sonra herşey zaman kaybı diyordu Süreyya…

Kadını ne diye boşarlar apaçık zina yoksa ortada. Belki huyu suyu hoşuna gitmemiştir böylesi erkek kendini mükemmel mi zannetmiştir. Kadın kabahatsiz değildir illaki lakin kadın erkeğin çobanı olduğu kadar erkekte kadının çobanıdır.

Katlanamam ben lafıyla yol alanın aldığı ah, yaşadığı sürece ve akabinde kabirde ve devamında mahşer-i alemde yapışacak yakasına, be ey vicdansız sen nasıl kıydın heva ve heveslerin uğruna sana helal kılınmış olana…

Kimiside vardır ki hayal aleminde yaşar iş güç peşinde koşmaz ailesinin ihtiyaçlarını umursamaz. Ha bir de dilinden namus eksik olmaz.!

Hayat bu yaşanacak illaki imtihanlar acısıyla tatlısıyla, sorun varsa Aile olmayı basite alanlarda. Aile demek birbiri için feda edilmiş hayatlat canlar demek. Aile demek hadi birbirimizi cennete atalım demek. İki kişi sözleşir iki farklı hayatı bir hayat haline getirmek için. Evlilik denir buna ve birleştirilmiş hayatı güzelleştirmek için çocuklar serpilir çiçek misali evin her yanına.

Aile olmaktan daha öte bir güzellik yaratmamış ki Mevla! sudan sebeblerle boşanma olayları olmakta. Sen gerçekle yaşa kusurlara hoş bakanın hoş kaldığı dünyada.

‘’Aile olmaktan daha öte bir güzellik
yaratmadı, yüce Mevlâ..!
Evlilikte kusurlara hoş bakan
hoş kalır diyor…
Gül Yüzlü Muhammed Mustafa..’’

‘’Aile olmaktan daha öte bir güzellik
yaratmadı, yüce Mevlâ..!
Evlilikte kusurlara hoş bakan
hoş kalır diyor…
Gül Yüzlü Muhammed Mustafa..’’

Kadının olduğu gibi Erkeğin, Erkeğin olduğu gibi Kadının vardır illaki birbirine hoş gelmeyen huyları ve olmuştur hataları. Mesele şu ki; Bunca boşanan hiç mi Kurân okumadı! Hiç mi Gül Yüzlü Muhammed Mustafa dan ilham almadı.! Hayatımızda birkere

Erkeğim diyorsan eline elinin değdiği kadın toprağa girene kadar hem senin imtihanın hem de şerefin. Şerefine ihanet getirmediği sürece katlanacaksın. Katlanmak senin dünyaya gönderiliş sebebin. Katlanış senin neden cennet ve neden cehennem de olacağının sebebi. Sen boşarsın kadını fakat kadın ya bir fitneye uğrayacak yada fitne olacak. Sen boşarsın kadını, o kadının döşeği değişecek ve sen buna razı olabiliyorsan İMAN dan söz etmeyeceksin çünkü imanı tamamlamaktı senin şiarın katlanamadın iman yükünü taşımaya.

Sende İman olsaydı şerefin olan kadın, sana ihanet etmedikçe sudan sebeblerle boşayıp başka kollara gitmesine razı olmaz sebeb olmazdın. Çünkü evlilik İMAN için yapılır ve bozulmasındaki tek şart ihanettir!. Belki erkeğin uzvi sorunları vardır onda bile Rızâ şarttır. Belki kadının uzvi sorunları vardır onda bile Rızâ şarttır. Evlilik öncesi olmayan sorunlar evlilik sonrası peydah olabilir. İmtihan olunduğumuzu unutmamak gerekir. Allâh’ız azze ve celle Rızası her rızanın üzerindedir unutmamak gerekir. Allâhü teâla sabır ve namaz ile yardım isteyin demektedir.

Kadın sana ihanet mi etmiş? Yok! E nediye boşandın? Anlaşamadık…. Lafa bak lafa gelde bunda kişilik ara…

Kadının kocası sağlıklıdır fakat çalışıp evin ihtiyaçlarına bakmamaktadır. Tamam kadın, adam evine yabancıysa, seni bu sebeble elaleme muhtaç ediyorsa hakkındır boşanmak fakat adam çalışıyordur yetiremiyordur. Bu durumda senin üzerine hak değil boşanmak. Öyle keyfiyet yaratılmadı Müslüman olanın üzerine!.

Kimide evlenir ortamıma ayak uyduramıyor bahanesidir. Böyle bahanesi olanın Allah belasını verir.!

Neresinden bakarsan bak Boşanmak sıradan bir olay değil. Bir kere Allah’ın en sevmediği olay. Aile müessesesinin yıkılmak istendiği Aile diye bir kavramın yok edilmek istendiği şu zamanda Aile olmaya çalışmak dışında cennet garantisi olan ikinci birşey söyleyebilirmisiniz!. Söyleyemezsiniz yok çünkü.

Aile yıkılırsa Vatan yıkılır Din yıkılır.

Aile kavramını yıkanlar batılılar gibi ya hertürlü ahlaksızlığa boğuldular yada belaya uğradılar ortadoğulular gibi. Kimi kavimlerde özgürlük içinde esir oldu Çinliler gibi Ruslar gibi. Özgür olanları ençok Anadolu da görürsün. Adadoluda kurallar kanunlar yasalar gerekmez bir arada yaşamak için. Çünkü Ailede verilir o eğitim. Çünkü Aileyi kuran İslamdır ve İslam kişilikli adam yetiştirme yollarını öğretir.

O kadın dediğin varya! Annedir ve İslam da Anne en yüce görevin verildiğidir. O yüce görev Adam gibi adam yetiştirmektir.

Varmı Kadını en üst noktaya koyan bir sistem şu koskoca dünyanın içerisinde!?. Yok… Yok İslam dan başka kadına değerlerin en üst değerini veren. Kadın deyip geçme, ben erkeğim biri olmazsa diğeri olur hikayelerini okuyupta her iki cihanda kendini rezil etme.

Cihad nedir bilmiyoruz ya, hep onun için oluyor bu düzensizlikler. Hayat üç şeydir ötesi berisi gerisi yoktur. İman Cihad ve Zikir. Evlilik İmanı korumak için yapılır. İmanı korumak için yapılanlar Cihaddır. İman ve Cihad şuurunu kaybetmemek için Zikir vardır. Birşey yapacak birşey konuşacak olursun fakat, bu yapacağın her ne ise Allah bu yaptığıma ne der sorusunu sormuyorsan kendine zikir yoktur sende. Zikri olmayanın Fikri heva ve heveslerine götürmüştür yüzyıllarca herkezi.

NOT; Yazının tamanı henüz eklenmedi.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.